"Bu çocuğa sözümü geçiremiyorum."
"Bizi parmağında oynatıyor."
"Hiç kimseyi dinlemiyor, kafasına göre hareket ediyor."
Yukarıdaki gibi sözleri çok duymuşsunuzdur ya da belki söylemişsinizdir. Pek çok aile bu sorunu yaşıyor. Ama bunun suçlusu çocuklar değil, ailelerdir. Çünkü aile istese de istemese de çocuğunun eğitiminde bazı hatalar yapacaktır. Bu hataları en aza indirmek için dikkat etmemiz gereken bazı konular vardır.
Hata 1: Ağlayan ya da bağıran çocuğa, artık sussun diye istediğini vermek veya dövmek.
Bazı durumlarda çocuk yapmak istemediğimiz veya yapamayacağımız şeyleri ister. Yapmayınca da ağlamaya başlar. Hatta bazen şiddetini arttırır ve bağırmaya başlar. Biz de dayanamayıp istediğini vermeye çalışırız ya da çocuğa fiziksel şiddet uygularız. Çünkü bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu bilmeyiz. Oysa bunu yapmak onu daha çok ağlama ve şiddet davranışlarına itecektir.
Peki ne yapmalıyız?:
Böyle durumlarda çocuğa ağlamadan önce neden yapamayacağımız anlatmalı ve yine de ağlıyorsa şu cümleleri kurmalıyız.:
"Böyle ağlamaya devam edersen, hiç bir yere ulaşamazsın"
"Benden bir şey istiyorsan, bunu ağlamadan istemek zorundasın"
Bu lafların üzerine hala susmuyorsa yapılacak tek şey GÖRMEZDEN GELMEK olacaktır.
Ağlamanın şiddeti ne kadar artarsa artsın, ağlama bitene kadar çocukla ilgilenmemek, duymazdan ve görmezden gelmektir. Ağlarken herhangi bir şekilde ilgilenmeniz, onun ağlamanın şiddetini daha da arttırmasına ve ağlama hareketini her durumda tekrarlamasına neden olursunuz. Şiddet uygularsanız da çocuğun şiddete karşı duyarsızlaşmasına, şiddeti normal karşılamasına ve güven-sevgi duygusunun yerini güvensizlik-nefret duygusunun doldurmasına neden olur.
Hata 2: Çocuğun her istediğini yapmak, hayır diyememek.
Her aile çocuklarının herkesten değerli olduğunu düşünür ve öyledir de. Ama bu her istediğinin yapılması gerektiği anlamına gelmez. Her istediği yapılan çocuklar; pasif, paylaşmayı bilmeyen, arkadaş olmayı beceremeyen, kimseyle anlaşamayan, ana kuzusu, toplulukta utanıp sıkılan ya da tam tersine agresif, kendini ifade edemeyen, sorumsuz kişilerden olurlar. Bu kişilik bozuklarının nedeni çoğunlukla bu tarz aile yapısından kaynaklanır.
Peki ne yapmalıyız?:
Çocuğun her istediğini yapmamalı, çocuğa "hayır" kelimesinin ne olduğu, neden yapılamayacağı anlatılmalı. Çocuğu karşımıza alıp büyük bir insanmış gibi nedenleri anlatılmalı, kabul etmesi sağlanmalı. Her şeye sahip olamayacağını anlamalı. Özellikle bazı şeylere sahip olmak için bazı sorumlulukları yerine getirmesine izin verilmeli. Sorumluluğunu yerine getirdikten sonra vereceğiniz ödül zaten vereceğiniz bir şey bile olabilir.
"Ödevini yaptığında, senin için yaptığım pudingi yiyebilirsin."
"Oyuncaklarını toplarsan, televizyon izleyebilirsin."
"Yatağını topladığında, birlikte dışarı çıkabiliriz." gibi.
Bu çocuğunuzu sorumlu, istemeyi bilen, kendi başına hareket edebilen, her yaptığına güvenebileceğiniz bireyler haline getirir. Bu da çocuğunuzun gelecek eğitimi adına çok büyük bir başarıdır.
Hata 3: Biriyle kavga eden çocuğu, kimseyi dinlemeden hemen haklı ilan edip çocuğun gözü önünde diğer çocuğu kınamak.
Çoğu aile çocuğu bir kavgaya veya tartışmaya karıştığında, özellikle ağlıyorsa, neler olduğunu dinlemeden çocuklarını haklı ilan ederek diğer çocuğu suçlarlar. Aslında ne kadar büyük bir hata olduğunu bilmezler. Böyle durumlar tekrarlığında çocuk artık ailesi tarafından yaptığı kavgaların kabul gördüğünü düşünmeye başlar ve herhangi bir anlaşmazlıkta kavga etmekten çekinmez. Böylece kavgacı, anlaşmaya yanaşmayan, dik kafalı bireyler ortaya çıkar.
Peki ne yapmalıyız?:
İster haklı olsun, ister olmasın çocuğunuz bir tartışmaya katıldıysa, önce ondan nedenini doğru bir şekilde anlatmasını ona kızmadan isteyin. Daha sonra gidip aynı konuyu diğer çocukla konuşun ve aralarındaki anlaşmazlığı halletmeye çalışın.
Şunu unutmayalım ki: Çocuklar tartışır, kavga eder. Çünkü yanlışı, doğruyu doğal olarak bilmezler, bizden öğrenirler.
Bizim görevimiz bu durumu normal karşılayıp yaptıkları yanlışı anlatmak ve onlara iyi örnekler olmak.
Hata 4: Çocuğun sorduğu soruyu geçiştirmek, yalan cevap vermek veya kızıp cevap vermemek.
Çocuklar, meraklıdırlar, öğrenme istekleri yüksektir. Hayatla ilgili pek deneyimleri olmadığı için büyüklerine sorular sorarak öğrenmek isterler. Bu çok doğal karşılanması gereken bir durumdur. Tabi bazen cevap vermesi zor veya nasıl cevap vereceğinizi bilemediğiniz sorular da sorabilirler. Bu gibi durumlarda çocuğu başından savmak, yalan ya da geçiştirici cevaplar vermek doğru olmaz. Bu çocuğun öğrenme isteğini köreltir, merak duygusunu azaltır ve içine kapanık bir birey olmasına sebep olur.
Peki ne yapmalıyız?:
Hepimizin elinin altında bilgisayar olmasa da internetimiz var. Çocuğumuza:
"Ben senin için bu soruyu cevaplayacağım. Bu konu çok önemli. O yüzden seninle bu konuyu (müsait olunan bir zaman belirlenip) zamanda konuşacağım" diyerek araştırmamızı yapalım ve nasıl anlatılırsam çocukta tramva yaratmaz veya nasıl anlatılması gerekirse o şekilde anlatalım. Çünkü çocuk gerçeği öğrendiğinde, hem yanlış bildiğini öğrenmesi, hem de ailesinin ona yalan söylemesi çocukta daha büyük sorunlara neden olacaktır. Doğru bilen çocuk ise aynı durumla karşılaştığında bunu çok doğal kabul edip hiçbir sorunla karşılaşmayacaktır.
Hata 5: Dediğimi yap, yaptığımı yapma.
Genelde ailelerin en çok yaptığı, dikkat etmediği hatadır. Bilmediğimiz şey ise çocukların ailelerini örnek aldığı, yaptığı yanlış şeyleri doğru kabul ettiğidir.
1.Çocuğunuza; yalan söylemek ayıptır, günahtır deyip çocuğun yanında bir başkasına yalan söylemek veya çocuğa yalan söylemek.
2.Kavga etmenin kötü bir şey olduğunu söyleyip çocukların yanında birileriyle kavga etmek.
3.Küfür etmenin sigara içmenin kötü yönlerinden bahsedip çocukların yanında veya çocuğa küfür etmek ve sigara içmek.
4.Televizyon izlemeyip kitap okumasını söylemek ama çocuğa örnek olmak için bir gazete bile okumamak.
5.İnsanların arkasından konuşmanın kötü olduğunu söyleyip çocuğun yanında dedikodu yapmak.
6.Çocuğa bir sorumluluk verip sonunda ödül vereceğinizi söyleyip vermemek ve bahane uydurmak.
Bu ve bunun gibi bir çok hata hayatında sürekli başarısız olan, kimseye örnek olamayacak, kendini asla kanıtlayamayacak, bağımlı bireyler ortaya çıkmasına sebep olur.
Peki ne yapmalıyız?:
Çocuklarımıza ÖRNEK olmalıyız. Doğru ve yanlışı ayırt etmeyi öğretirken, yanlış örnekler sergilememeliyiz. Yaptığımız hatalardan dolayı özür dilemeyi bilmeli, çocuktur ne anlar dememeliyiz.
Şunu unutmayalım ki: Çocuklar birer hamurdur. Onları şekillendirecek olan, geleceklerini etkileyecek olan bizleriz.
***Hatalar insanlar içindir. Yalnız bir kere yapıldığında hatadır. Hatalarımızdan ders alıp bir daha yapmamaya özen gösterirsek geleceğimize dürüst, sorumluluğunu bilen, okumayı seven ve çok okuyan, insanları seven, paylaşımcı ve başarılı bireyler yetiştiririz. Onlar bizim eserimiz ve eserlerimizle gurur duyabilmeliyiz.
"Bizi parmağında oynatıyor."
"Hiç kimseyi dinlemiyor, kafasına göre hareket ediyor."
Yukarıdaki gibi sözleri çok duymuşsunuzdur ya da belki söylemişsinizdir. Pek çok aile bu sorunu yaşıyor. Ama bunun suçlusu çocuklar değil, ailelerdir. Çünkü aile istese de istemese de çocuğunun eğitiminde bazı hatalar yapacaktır. Bu hataları en aza indirmek için dikkat etmemiz gereken bazı konular vardır.
Hata 1: Ağlayan ya da bağıran çocuğa, artık sussun diye istediğini vermek veya dövmek.
Bazı durumlarda çocuk yapmak istemediğimiz veya yapamayacağımız şeyleri ister. Yapmayınca da ağlamaya başlar. Hatta bazen şiddetini arttırır ve bağırmaya başlar. Biz de dayanamayıp istediğini vermeye çalışırız ya da çocuğa fiziksel şiddet uygularız. Çünkü bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu bilmeyiz. Oysa bunu yapmak onu daha çok ağlama ve şiddet davranışlarına itecektir.
Peki ne yapmalıyız?:
Böyle durumlarda çocuğa ağlamadan önce neden yapamayacağımız anlatmalı ve yine de ağlıyorsa şu cümleleri kurmalıyız.:
"Böyle ağlamaya devam edersen, hiç bir yere ulaşamazsın"
"Benden bir şey istiyorsan, bunu ağlamadan istemek zorundasın"
Bu lafların üzerine hala susmuyorsa yapılacak tek şey GÖRMEZDEN GELMEK olacaktır.
Ağlamanın şiddeti ne kadar artarsa artsın, ağlama bitene kadar çocukla ilgilenmemek, duymazdan ve görmezden gelmektir. Ağlarken herhangi bir şekilde ilgilenmeniz, onun ağlamanın şiddetini daha da arttırmasına ve ağlama hareketini her durumda tekrarlamasına neden olursunuz. Şiddet uygularsanız da çocuğun şiddete karşı duyarsızlaşmasına, şiddeti normal karşılamasına ve güven-sevgi duygusunun yerini güvensizlik-nefret duygusunun doldurmasına neden olur.
Hata 2: Çocuğun her istediğini yapmak, hayır diyememek.
Her aile çocuklarının herkesten değerli olduğunu düşünür ve öyledir de. Ama bu her istediğinin yapılması gerektiği anlamına gelmez. Her istediği yapılan çocuklar; pasif, paylaşmayı bilmeyen, arkadaş olmayı beceremeyen, kimseyle anlaşamayan, ana kuzusu, toplulukta utanıp sıkılan ya da tam tersine agresif, kendini ifade edemeyen, sorumsuz kişilerden olurlar. Bu kişilik bozuklarının nedeni çoğunlukla bu tarz aile yapısından kaynaklanır.
Peki ne yapmalıyız?:
Çocuğun her istediğini yapmamalı, çocuğa "hayır" kelimesinin ne olduğu, neden yapılamayacağı anlatılmalı. Çocuğu karşımıza alıp büyük bir insanmış gibi nedenleri anlatılmalı, kabul etmesi sağlanmalı. Her şeye sahip olamayacağını anlamalı. Özellikle bazı şeylere sahip olmak için bazı sorumlulukları yerine getirmesine izin verilmeli. Sorumluluğunu yerine getirdikten sonra vereceğiniz ödül zaten vereceğiniz bir şey bile olabilir.
"Ödevini yaptığında, senin için yaptığım pudingi yiyebilirsin."
"Oyuncaklarını toplarsan, televizyon izleyebilirsin."
"Yatağını topladığında, birlikte dışarı çıkabiliriz." gibi.
Bu çocuğunuzu sorumlu, istemeyi bilen, kendi başına hareket edebilen, her yaptığına güvenebileceğiniz bireyler haline getirir. Bu da çocuğunuzun gelecek eğitimi adına çok büyük bir başarıdır.
Hata 3: Biriyle kavga eden çocuğu, kimseyi dinlemeden hemen haklı ilan edip çocuğun gözü önünde diğer çocuğu kınamak.
Çoğu aile çocuğu bir kavgaya veya tartışmaya karıştığında, özellikle ağlıyorsa, neler olduğunu dinlemeden çocuklarını haklı ilan ederek diğer çocuğu suçlarlar. Aslında ne kadar büyük bir hata olduğunu bilmezler. Böyle durumlar tekrarlığında çocuk artık ailesi tarafından yaptığı kavgaların kabul gördüğünü düşünmeye başlar ve herhangi bir anlaşmazlıkta kavga etmekten çekinmez. Böylece kavgacı, anlaşmaya yanaşmayan, dik kafalı bireyler ortaya çıkar.
Peki ne yapmalıyız?:
İster haklı olsun, ister olmasın çocuğunuz bir tartışmaya katıldıysa, önce ondan nedenini doğru bir şekilde anlatmasını ona kızmadan isteyin. Daha sonra gidip aynı konuyu diğer çocukla konuşun ve aralarındaki anlaşmazlığı halletmeye çalışın.
Şunu unutmayalım ki: Çocuklar tartışır, kavga eder. Çünkü yanlışı, doğruyu doğal olarak bilmezler, bizden öğrenirler.
Bizim görevimiz bu durumu normal karşılayıp yaptıkları yanlışı anlatmak ve onlara iyi örnekler olmak.
Hata 4: Çocuğun sorduğu soruyu geçiştirmek, yalan cevap vermek veya kızıp cevap vermemek.
Çocuklar, meraklıdırlar, öğrenme istekleri yüksektir. Hayatla ilgili pek deneyimleri olmadığı için büyüklerine sorular sorarak öğrenmek isterler. Bu çok doğal karşılanması gereken bir durumdur. Tabi bazen cevap vermesi zor veya nasıl cevap vereceğinizi bilemediğiniz sorular da sorabilirler. Bu gibi durumlarda çocuğu başından savmak, yalan ya da geçiştirici cevaplar vermek doğru olmaz. Bu çocuğun öğrenme isteğini köreltir, merak duygusunu azaltır ve içine kapanık bir birey olmasına sebep olur.
Peki ne yapmalıyız?:
Hepimizin elinin altında bilgisayar olmasa da internetimiz var. Çocuğumuza:
"Ben senin için bu soruyu cevaplayacağım. Bu konu çok önemli. O yüzden seninle bu konuyu (müsait olunan bir zaman belirlenip) zamanda konuşacağım" diyerek araştırmamızı yapalım ve nasıl anlatılırsam çocukta tramva yaratmaz veya nasıl anlatılması gerekirse o şekilde anlatalım. Çünkü çocuk gerçeği öğrendiğinde, hem yanlış bildiğini öğrenmesi, hem de ailesinin ona yalan söylemesi çocukta daha büyük sorunlara neden olacaktır. Doğru bilen çocuk ise aynı durumla karşılaştığında bunu çok doğal kabul edip hiçbir sorunla karşılaşmayacaktır.
Hata 5: Dediğimi yap, yaptığımı yapma.
Genelde ailelerin en çok yaptığı, dikkat etmediği hatadır. Bilmediğimiz şey ise çocukların ailelerini örnek aldığı, yaptığı yanlış şeyleri doğru kabul ettiğidir.
1.Çocuğunuza; yalan söylemek ayıptır, günahtır deyip çocuğun yanında bir başkasına yalan söylemek veya çocuğa yalan söylemek.
2.Kavga etmenin kötü bir şey olduğunu söyleyip çocukların yanında birileriyle kavga etmek.
3.Küfür etmenin sigara içmenin kötü yönlerinden bahsedip çocukların yanında veya çocuğa küfür etmek ve sigara içmek.
4.Televizyon izlemeyip kitap okumasını söylemek ama çocuğa örnek olmak için bir gazete bile okumamak.
5.İnsanların arkasından konuşmanın kötü olduğunu söyleyip çocuğun yanında dedikodu yapmak.
6.Çocuğa bir sorumluluk verip sonunda ödül vereceğinizi söyleyip vermemek ve bahane uydurmak.
Bu ve bunun gibi bir çok hata hayatında sürekli başarısız olan, kimseye örnek olamayacak, kendini asla kanıtlayamayacak, bağımlı bireyler ortaya çıkmasına sebep olur.
Peki ne yapmalıyız?:
Çocuklarımıza ÖRNEK olmalıyız. Doğru ve yanlışı ayırt etmeyi öğretirken, yanlış örnekler sergilememeliyiz. Yaptığımız hatalardan dolayı özür dilemeyi bilmeli, çocuktur ne anlar dememeliyiz.
Şunu unutmayalım ki: Çocuklar birer hamurdur. Onları şekillendirecek olan, geleceklerini etkileyecek olan bizleriz.
***Hatalar insanlar içindir. Yalnız bir kere yapıldığında hatadır. Hatalarımızdan ders alıp bir daha yapmamaya özen gösterirsek geleceğimize dürüst, sorumluluğunu bilen, okumayı seven ve çok okuyan, insanları seven, paylaşımcı ve başarılı bireyler yetiştiririz. Onlar bizim eserimiz ve eserlerimizle gurur duyabilmeliyiz.





Yorumlar
Yorum Gönder